“Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem…”
Büyük Larousse, körüğü şöyle tarif ediyor:
“Bükülgen malzemeden yapılmış kapalı bir hacimden oluşan ve emerek havayla dolması için genişletildikten sonra sıkılaştırılarak boşaltılan böylece de bir lüleyle yönlendirilmiş hava huzmesi oluşturan aygıt, düzenek.”
Körüğün tarihi insanoğlunun ateşi bulduğu tarih kadar eskidir. Önceleri nefes gücüne dayalı olarak üfleme ile canlandırdığı ateşi daha sonraları bir parça tahta, deri ya da buna benzer malzemeyle “yelleme” diye tabir ettiğimiz yapay rüzgar yaparak yakmaya çalışmıştır.
Sonraları, yakın zamana kadar mutfaklarımızın olmazsa olmazı olan ve bazı mesleklerin (daha çok demirci ve kalaycıların) kullandıkları körük yapılmıştır.
KÖRÜK ÇEŞİTLEMELERİ
Körük halk arasında aşağıda örneklerini vereceğimiz anlamlarda da kullanılmıştır.
Körükleme: Kişileri birbirine düşürme, kızıştırma, kışkırtma
Körükçü: Kızıştıran, kışkırtan
Körüklenmek: Kışkırtma ve kızıştırma eylemine konu olmak
Körükleyici: Kavgaları ve anlaşmazlıkları kışkırtan
Çokça kullandığımız bir deyim vardır: “Yangına körükle gitmek”. Elbette yangına körükle gidilmez, söndürme amaçlı gidilir. “Körüklenen ateş daha fazla canlanır” deyimi de mecazi anlamda kapatılmaya, unutulmaya başlayan bir anlaşmazlığı, uyuşmazlığı tekrar gündeme taşımak anlamına gelir. Bununla da kalmayıp kışkırtıcı sözlerle kavga başlatmaktır “yangına körükle gitmek”. Biz burada deyimlerle de halk arasında yakın zamana kadar yaşamış, hayatımızın bir parçası olmuş, sonra da sessiz sedasız günlük yaşantımızdan çıkıp gitmiş olan körüğü ve körükçülüğü anlatmaya çalışacağız.
KÖRÜK NASIL YAPILIR?
Ateşe dayanıklı olan ve sonradan deforme olmayan damarsız ağaçlar körük yapımı için uygundur. Meşe, dut, çınar ve ceviz ağaçları körük yapımı için uygun ağaçlardır.
Ağaç beş santimetre et kalınlığında kesilerek tahtalar çıkartılır. Bu tahtalar hızardan yeni çıktıkları için nemli olurlar. Eğer düzgün bir şekilde dizilmezlerse eğilirler. Tahtalar özel bir şekilde dizilirler ve kurutulmaya bırakılırlar.
Kuruyan tahtaların üzerine yapılacak körük şablonları çizilir. Bu çizim sırasında ağaçtan fire vermemek için çeşitli boylarda yapılacak olan körük şablonları bir arada çizilirler. İki büyük körük şablonu arasındaki boşluğa daha küçük bir körüğün şablonu çizilir. Çıkarılan bu yekpare kalıplar aralarından kesilerek körüklerin üst kapakları çıkarılır. Körüğün alt tahtasının 9 cm. uzunluğu, 2,5 cm. kalınlığı ve 4,5 cm. de eni olan uç bölümü vardır.
Burası körüğün ön tarafıdır. Bu ön tarafa 7 mm. çapında bir üfleme deliği açılır. Sonra da sarı bakırdan dökülmüş ortası delik bir uç takılır. Bu pirinç uç havayı üflenecek noktaya dağıtmadan toplar.
KÖRÜĞÜN BÖLÜMLERİ
Körüğün uç bölümü ateşe en yakın olan kısımdır. Bu nedenle de kolaylıkla yanabilir. Körüğün bu bölümünün tasarımı incelenirse mangalın kenarına körüğün ucunu dayayıp daha rahat körüklemenin amaçlandığı anlaşılır.
Burasının yanmasını önlemek için de tenekeden bir kılıf yapılarak nalıncı çivisi ile kaplanır. Körüğün önemli bir parçasıdır.
Pirinç emzik ateşe en yakın parça olduğundan çabuk ısınır. Hele bir de körük yeni alınmışsa emzik bulunduğu delikten çıkabilir. Hatta mangalın içerisine düşebilir. Bu durumlarda imdada mangal maşası yetişir.
Ateşten çıkarılıp ıslatılarak yerine yeniden takılır. Islaklık ahşap yuvayı genleştirerek pirinç emziğin kurtulup çıkmasını engeller.
Körüğün alt bölüm tahtasının ortasına yaklaşık 10 mm. çapında üç adet delik açılır. Körüğün büyüklüğüne göre bu deliklerin sayısı ve çapı değişebilir. Deliklerin üzerine de körüğün açılıp kapanması sırasında emme basma işlevi görecek ve emilen havayı içeride tutacak deriden bir diyafram çakılır.
NASIL ÇALIŞIR?
Körüğün üst tahtası çekildiğinde körüğün içine bu deliklerden hava girer. Kapak bastırıldığında diyafram görevini yapan deri parçası deliklerin üzerini kapatıp havanın çıkmasına engel olur.
Sıkışan hava da körüğün ucundaki pirinç parçasının içinden çıkarak ateşe doğru yönlendirilir. Körüğün hareket edebilmesi için üst tahta alt tahtaya uç tarafından teke derisinden bir parça ile hareketi sağlayacak şekilde sabitlenir.
Alt ana gövde ile üst kapak arasına körüğü oluşturan yumuşak bir deri kaplanır. Teke derisinden yapılan bu kaplama üst kapak ile alt zemin tahtasının kenarına takunya çivisi ile çakılır.
Derinin içeriye doğru kaçmaması ve katlanarak körüğü oluşturması için söğüt dallarından yay şeklinde çubuklar bükülerek derinin iç tarafına konulur. Bu söğüt dalları körüğün hareket eden üst kapağıyla beraber açılıp kapanırlar.
Körüğü oluşturan teke derisi ise, kırmızı veya siyah renkte olup yöresel adı sahtiyandır.
Körüğün hareketli üst kapağını alt tahtaya birleştiren deri parlak teneke parçaları veya renkli deri parçaları kullanılarak çakılır. Bu, aynı zamanda körüğün süsleme işidir.
Son olarak alt tahtanın tutamak bölümüne duvara asılması için ortası delik bir deri parçası çakılır ve satılmak üzere dükkanın duvarındaki çivilere bu derinin deliğinden takılır.
ŞEYTAN KÖRÜK, AĞABEYİ, BABASI
Ev Körükleri:
Boylarına ve yapılışına göre körüğün birkaç çeşidi vardır. En küçük körüğün adına “şeytan körük” denir. Daha sonra şeytan körüğün ağabeyi diyebileceğimiz boyuttaki “orta boy körük” ve baba boy diye de anılan büyük boy olanına ise “büyük körük” denmektedir. Bu üç boy körük mutfak körükleridir.
İş Körükleri:
Kalaycı ve demirci körüklerinin boyları yaklaşık bir metre civarındadır. Çift taraflı veya tek taraflı olanı da vardır. Çift taraflı olan körüğün bir orta tahtası vardır. Dikey konumda kullanılır. Üfleme deliği ise, ortada ateş yanan tezgâha sabitlenmiştir.
Kalaycı ya da demirci çırağı dikey vaziyetteki bu körüğün üst kanatlarındaki el tutamak yerlerinden tutarak kanatları sağa sola açıp kapatarak hareket ettirir. Bir kanat üflerken diğer kanat üflemeye hazır hale gelir. Her kanat diğerinden bağımsız çalışır. Sağ kanat çekilirken sol kanat açılır. Bu hareket devamlı olarak yapılır. Ateşin ihtiyacı olan hava böylece kesintisiz olarak sağlanmış olur.
Nasıl Çalışır?
Esnafın kullandığı bir başka körük çeşidi de tek kanatlı olanıdır. Çift kanatlı körüğün aksine tek kanatlı körük tezgaha yatay şekilde bağlanmıştır. Hareketli olan körüğün kanadı alttadır.
Bu kanat, tutamak yerine bağlanan bir iple yukarıda ortasından asılı olan ve terazi kanatları gibi aşağı yukarı hareket eden bir sırığın ucuna bağlıdır. Sırık tavana yakın yerdedir.
Sırığın diğer ucu ise bir iple kalaycının sol ayağıyla bastırarak aşağı yukarı hareket ettirdiği bir tahtaya bağlıdır. Usta bu tahtaya bastığında sırığın ucu aşağıya doğru inerken diğer ucu körüğün altına bağlı olan ipi çeker.
Körük, ustanın tahtaya basma hareketi ile açılır. Ayağını çekince körüğün kapağının ağırlığı ile kapanır. Bu hareketin devamlılığı ile ocaktaki ateşe hava verilir.
Bu tür körüğün bir başka kullanımı daha vardır. Bu defa körüğün alt tahtası büyükçe bir kütüğe sabitlenmiştir. Üst kanadı ise el tutamak yerinden aşağı yukarı hareket ettirilerek ateşin ihtiyacı olan hava sağlanmış olur.
Bağ ve Balcı körüğü dediğimiz körüklerle de peteklere ve bağlara tütsü ve ilaç verilir. Bu tip körükler ilke olarak iki bölümden oluşurlar. Organik maddelerin yandığı hazne bölümü ve dumanı üflemeye yarayan üfleç bölümü. Sırtta taşınan haznedeki tozlar, sağ elle aşağı yukarı itilip çekilen bir kol ile körük çalıştırılmak suretiyle hedefe püskürtülür. Sağlanan hava ile toz ya da duman dışarı verilmiş olur.
KÖRÜKLÜ ARAÇ GEREÇLER
Müzik aletlerinin körüklü olanlarına ise akordeon ve orgu örnek olarak verebiliriz. Ayrıca körüklü taşıma araçları da vardır, körüklü otobüsler ve körüklü vagonlar gibi.
Körüklü çizmeler de yakın zamana kadar giyilmekteydi. Körüklü fotoğraf makinelerini ve agrandizörleri de unutmamak gerekir.
Ortaokulda sınıf arkadaşım Ahmet Özkörükçü’nün babası son körükçü ustalarındandı. Gaziantep’in Eskisaray Caddesinde, Karatarla Camisine yakın küçücük dükkânında mesleğini yapmaya çalışırdı.
YAPTIĞI İŞE BAKIN ŞU GAZOCAĞININ…
Ahmet Özkörükçü’ye göre körükçülüğü gaz ocakları öldürmüş. Mutfaklara daha pratik pişirme aletleri girince haliyle odun ve mangal kömüründen uzaklaşılmış.
Mangal ve ocak yanmayınca da körüğe ihtiyaç kalmamış. Mutfaklara gazın girişi mesleği tamamen yok etmiş.
Şimdi nostaljik olsun diye minyatür boyutlarda ve normal boyutlarda renkli suni deriden körük yapılmaktadır.
Körükçülük, yemeklerin mangal kömüründe ve odun ateşinde pişirildiği ve de kalaycılığın yaygın olduğu dönemlerin en gözde mesleklerden biriydi.
ADINI NELERE, NERELERE VERDİ?
Körük Köyü Yozgat ilimizin Akdağmadeni’ne bağlıdır. Bir rivayete göre bu köy, adını demircilikle ve körük imalatıyla uğraşmalarından dolayı almış. Diğer bir rivayete göre de Çepni Türklerinin bir alt topluluğu olan “körükçülerin” buraya gelip yerleşmelerinden dolayı Körük köyü adı verilmiştir buraya.
Gümüşhane yöresinde de geleneksel olarak üç kız ve iki oğlanla oynanan kalaycı körüğü oyununu görüyoruz.
Rüya tabirlerinde, rüyada körük görmek hayra yorumlanmaz. Haram mal, haram kazanç ve başkalarının malına mülküne el uzatmak anlamı çıkar.
AYNALI KÖRÜK OLMAZSA…
Rüyada körük görmenin tabircilere göre çeşitli anlamları olabilir ama gerçek şu ki, kaybolan sanatlardan biri olan körükçülüğün o eski ustaları tarafından yapılan körükleri bundan sonra galiba gerçekten sadece rüyalarımızda görebileceğiz.
Körük türkülerimize de konu olmuştur ama bir zamanlar genç kızların dilinden düşürmediği türküdeki “aynalı körük” ateş harlamaya yarayan körük değildir. Aynalı körük zamanın en konforlu kent içi ulaşım aracı olan körüklü faytondur. Zaman zaman hâlâ kulaklarımızı okşayan o türkü ise şöyle:
“Oğlanın adı Ömer
Belimi sıktı kemer
Benim ince belime
Yakışır gümüş kemer
Aynalı körük olmazsa
Ben gelin gitmem
Ud-kemane çalmazsa
Aynalı körüğe de binmem.
Gel dağları aşalım
Hilalde buluşalım
Girelim biz kolkala
Çamlıkta dolaşalım
Aynalı körük olmazsa
Ben gelin gitmem
Ud-kemane çalmazsa
Aynalı körüğe de binmem.”

